Triptofan

Triptofan Nedir?

Triptofan ağırlıklı olarak mide bağırsak kanalında (%90), kan hücrelerinde (%8) ve beyinde (%2) bulunan bir çeşit amino asittir. Hidroksilasyon sonrasında triptofan 5-HTP olarak da bilinen 5-Hidroksitriptofan’a dönüşür. 5-HTP daha sonra aromatik L-amino asit dekarboksilaz enziminin yardımı ile Serotonin’e çevrilir. Bu biyolojik dönüşüm esas olarak karaciğer ve beyinde gerçekleşir. Amino asit serotonin’e dönüştükten sonra; duygusal ve diyetsel davranışlar, bilişsel işlev, vücut sıcaklığı, acıya karşı duyarlılık, cinsel davranışlar ve uyku düzeninin modülasyonundan sorumlu olan reseptörleri etkiler. Serotonin seviyelerinin yeterli düzeyde olması aynı zamanda iştahı düzenlemeye de yardımcı olur ve bu yolla vücut ağırlığının kontrol edilmesine katkı sağlar.

Devamını oku..

2 Ürün

sayfa başı

2 Ürün

sayfa başı

Triptofan Ne İşe Yarar


Triptofanın biyodönüşümü sonrası ortaya çıkan serotonin aşağıdaki vücut fonksiyonlarının düzenlenmesinden sorumludur:
  • Mod
  • Uyku
  • İştah
  • Bilişsel fonksiyonlar
  • Vücut sıcaklığı
  • Acıya karşı hassaslık
  • Cinsel davranışlar

Duygu durumumuz, modumuz ve iyilik hissimiz serotonin seviyeleri tarafından direkt ve dolaylı yoldan etkilenmektedir. Bu nörotransmiterin düşük seviyelerde olması anksiyete, sinirlilik hali, duygusal düzensizlikler ve depresyona yatkınlıkta artış gibi semptomlar ile ilişkilendirilmiştir.

Nörotransmiter madde uyku döngüsünün düzenlenmesine katkıda bulunur ve dikkatlilik halini doğrudan etkiler. Uyumak ve dinlenmek, vücudun günlük stresten kurtulması ve düzenli, şiddetli egzersizlerden kaynaklı oluşan yıpranma sonucu aldığı hasarın iyileşmesi için gereken en önemli süreçlerdir. İyi bir gece uykusu sadece bilişsel fonksiyonları etkilemekle kalmaz, aynı zamanda fiziksel görünümü de etkiler. Sakin ve derin bir uyku, büyüme hormonu salınımını tetikler ve şiddetli fiziksel egzersiz sonrası oluşan kas hasarının tamirine katkıda bulunur.

Serotonin seviyeleri tokluk hissini de etkiler. Nörotransmiter madde, vücudun tokluk merkezinin bulunduğu alt orta hipotalamusun özünü etkileyerek tokluk hissini düzenlemeye yardımcı olur. Serotoninin etkileri özellikle karbonhidrat tüketimi ile alakalıdır. Karbonhidrat tüketimi kandaki insülin seviyelerinin artmasına neden olarak serotonin salınımını tetikleyici etkiler ortaya çıkarır ve bu sayede kişinin tatmin olmuş ve iyi hissetmesini sağlar. Üzgünlük, sinirlilik veya anksiyete gibi durumlarda serotonin seviyeleri düşük olduğundan tokluk düzgün bir biçimde kontrol edilemediği için aşırı derecede besin tüketimine yatkınlık görülebilir. Bu tür durumlarda tatlı besinlere karşı sıklıkla duyulan arzu serotonin seviyelerinin düşük olmasından kaynaklanır. Öğleden sonra ve gece vakti, insanların genellikle karbonhidrat içeriği zengin besinler tüketmek istemesinin sebeplerinden bir tanesi, günün bu zamanlarında serotonin seviyelerinin diğer zamanlara oranla daha düşük olmasıdır. Normal serotonin seviyesine sahip insanlar daha tatmin olmuş hissederler ve iştahlarını kontrol altında tutmayı başarabilirler. Bu nörotransmiter maddedeki bir eksiklik, tokluk hissinin düzenlenmesini ve vücut ağırlığının kontrol edilmesini neredeyse imkansız bir hale getirir. Bu nedenle, vücut ağırlığının çok fazla olduğu durumlarda, bu durumla başa çıkmak veya bu tarz durumları önlemek için serotonin seviyelerini yeterli miktara çıkarmak çok önemlidir.

Serotonin sinir hücreleri arasındaki iletişim açısından da büyük bir öneme sahiptir. Serotonin miktarındaki artış sinir hücrelerinin iletişimini daha verimli bir hale getirirken aynı zamanda beyinsel ve bilişsel fonksiyonlar ile konsantrasyonun gelişimine katkıda bulunur.
Dahası, serotonin vücut sıcaklığını da etkileyen özelliklere sahiptir. Uyarılan merkezi sinir sistemi reseptörüne bağlı olarak, hipotermi veya hipertermi durumları meydana gelebilir.

Serotonin vücudun acı mekanizmasını etkileyen duyu yollarını düzenleyici bir faktör görevi görmektedir. Genellikle kişi endişeli veya üzgünken ortaya çıkan kandaki serotonin seviyelerinin normalden düşük olma durumu acı eşiğinin de düşmesine neden olur. Yüksek serotonin seviyeleri ise duyusal uyaranların şiddetini azaltmaya yardımcı olarak acının şiddetinin azaltılmasına katkıda bulunur.

Vazoaktif bir amin olan serotonin aynı zamanda kalp kasını (ve dolayısıyla kalp ritmini) da etkiler ve trombosit agregasyonunu tetikler. İki durum da, kardiyovasküler sistemin düzgün bir şekilde işlevlerini yerine getirmesini sağlayan ve bu açıdan gerekli olan düzenlemelerin yapılmasına katkıda bulunan faktörlerdir. Serotonin seviyelerinden etkilenen bir diğer sistem ise limbik sistemdir. Nörotransmiter madde gonadotropin salınımını kısıtlayarak cinsel tepkide bir azalmaya neden olur.

Mevcut bilgiler ışığında, serotoninin vücutta birçok düzenleyici mekanizmayı etkilediğini söyleyebiliriz. İştah ve kilo kontrolüne yardımcı olmanın yanı sıra bu madde konsantrasyonun ve modun gelişmesini sağlarken aynı zamanda anksiyete, rahatsızlık ve depresyon gibi hislerin azalmasına katkıda bulunur. 5-HTP kullanımı sonucu organizma daha fazla serotonin üretebilir ve bu sayede bu nörotransmiterin vücuttaki seviyeleri normal hale dönebilir. Düşük serotonin seviyeleri, baş ağrıları, migrenler, uyku yitimi ve fazla vücut kiloları gibi birçok sağlık sorununa yol açmaktadır. Daha ciddi durumlarda, serotonin miktarının düşük olması, dikkat dağınıklığı, agresif davranışlar, anksiyete, sinirlilik hali ve depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklara yol açabilir.

Triptofanın temel faydaları:

  • Serotonin üretimini tetikler
  • Vücudun dinlenmesine ve gevşemesine katkıda bulunur
  • Uyku döngüsünün düzenlenmesine katkıda bulunur
  • Daha derin ve sağlıklı bir uykuya olanak sağlar
  • Modun ve genel halin iyiye gitmesini sağlar
  • Bilişsel yetenekleri ve konsantrasyonu geliştirir
  • Dürtüsel yemeye olan yatkınlığı en aza indirir
  • İştahın ve vücut kilosunun kontrolüne yardımcı olur
Dikkat - Olası Yan Etkiler
  • Bu tamamlayıcı maddenin hamilelik ve emzirme dönemlerinde kullanımının güvenli olup olmadığı ile ilgili yeterli bilgi yoktur. Önlem olarak bu durumlarda kullanılması önerilmez.
  • Duyarlı kişilerde sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklar (mide bulantısı, kusma, iştah kaybı), nefes almada zorluk, göz bebeklerinde büyüme, görmede rahatsızlık, koordinasyon kaybı ve düzensiz kalp ritmi gibi problemler görülebilir.
  • Bu tamamlayıcı maddenin down sendromlu hastalar ve kanser veya kardiyovasküler bir rahatsızlığı olan kişilerde kullanılması önerilmez. Belirli tedavilerle çakışarak semptomları daha kötüye götürebilirken aynı zamanda istenmeyen yan etkilere sebep olabilir.
  • Antidepresanlar ile birlikte kullanmayınız. Bu serotonin seviyelerinde çok hızlı bir artışa sebep olabilir ve sonucunda kalp problemleri, şiddetli çarpıntı, titreme ve anksiyete gibi ciddi yan etkiler ortaya çıkar.